Ana Sayfa Siyaset 13 Ağustos 2021 27 Görüntüleme

İYİ Partili Okutan: “Türkiye devlet buhranı içinde”

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Nuri Okutan, “Orman yangınları felaketi, Türkiye’nin derin ve çok boyutlu bir ‘devlet buhranı’ içinde olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur” dedi.

Okutan yaptığı yazılı açıklamada, “Türkiye, maalesef, ülke ve millet olarak, AKP iktidarının 19 yıldan bu yana devlette yarattığı büyük tahribatın ağır bedellerini ödemeye devam etmektedir. Son olarak, 28 Temmuz’da başlayıp ancak 12 Ağustos itibarıyla kontrol altına alınabilen, özellikle Antalya ve Muğla illerimizde büyük doğal, insani ve ekonomik felaketlerle neticelenen orman yangınları milletimizin yüreğini dağlamış, ciğerlerini yakmıştır. Ülkemizi ve milletimizi kasıp kavuran yangınların bir türlü söndürülememesinin sebebi devlet buhranıdır. Orman yangınları felaketi, Türkiye’nin derin ve çok boyutlu bir ‘devlet buhranı’ içinde olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur” dedi.

Okutan, açıklamasında şunları kaydetti:

İNSANLARIMIZ YANGINA TESLİM EDİLDİ

“Bir yangın kuşağında ve en tehlikeli sezonda meydana gelen yangınlar karşısında iktidarın ve iktidar partisinin uzantısı haline gelmiş olan devletin ilgili kurumlarının öngörüsüz, hazırlıksız, tedbirsiz yakalandığı; kurumsal çöküntü ve dağınıklık, plansızlık, liyakatsizlik, koordinasyonsuzluk, ayrımcılık, yönetim zafiyeti, yetersizlik nedeniyle acze düşülüp yangınlarla etkin şekilde mücadele edilemediği görülmüştür. Yangınlar, ormancılıktaki teknik bir tabirle adeta ‘kendi haline bırakılmış’ ve ormanlarımızla birlikte yerleşim merkezlerimiz ve insanlarımız da yangınlara teslim edilmiştir.”

KOORDİNASYON DUMURA UĞRADI

“28 Temmuz’da başlayarak bugüne kadar özellikle Antalya ve Muğla illerimizi kasıp kavuran orman yangınları karşısında gerek Orman İdaresi gerek Mülki İdare tamamen etkisiz kalmışlar ve bölgeyi yangınlara teslim etmişlerdir. Orman İdaresinin yetersizliği ve etkisizliği yerden ve havadan müdahale bakımlarından iki boyutta; ekip teşkilatları, kadro ve teknik donanım hususlarında açığa çıkmıştır. Yangınlarla mücadele, yerden müdahalelerin yetersiz ve etkisiz oluşu nedenleriyle daha başlangıçta kaybedilmiştir. Orman İdaresi kötürüm haldedir. Yangınlar esnasında ülke kamuoyu uçak ve havadan müdahale filosunun yetersizliği konusunu yoğun şekilde tartışırken, çok önemli iki hususu, Orman İdaresinin yangınlara yerden müdahale noktasındaki kötürümlüğünü ve Mülki İdarenin koordinasyon noktasındaki dumura uğramışlığını gözden kaçırmıştır.”

MÜLKİ İDARENİN YETKİLERİ GASP EDİLDİ

“Öncelikle, ucube Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin esasen sekreter fonksiyonunu yürüten Bakanları bölgeyi basmış; Mülki İdare amirlerinin yetkilerini parti unsurlarıyla birlikte adeta gasp etmişlerdir. Nitekim, Antalya ve Muğla yangınlarıyla mücadelede vatandaşın can ve mal güvenliğini korumaktan birinci derecede sorumlu valiler ve kaymakamlar yoktur; sesleri solukları çıkmamış ve duyulmamıştır. Koordinasyon görevi ortada kalmış, göstermelik toplantılarda da Muğla örneğinde olduğu gibi Belediye Başkanı çağrılmayıp alt birim yetkilileri çağrılmak suretiyle göstere göstere partizanlık ve ayrımcılık yapılmış; hiyerarşiye dayalı büyük Türk devlet geleneğini devletin en yetkili amiri ayaklar altına almıştır. Ayrımcılık yangınla mücadele için bölgeye gelen İstanbul Büyükşehir Belediyesi yangın söndürme ekiplerinin itfaiye araçlarına su verilmemesi pervasızlığına kadar ulaşmıştır. Neticede, bir kez daha, Mülki İdarenin tam bir parti uzantısı haline geldiği görülmüştür.”

THK FİLOSU ISKARTAYA TERK EDİLDİ

“Bu arada, Isparta ve Denizli’de çıkan yangınların söndürülmesi çalışmalarına valiliklerin talebi doğrultusunda TSK unsurlarının katılmasının dikkat çekici olduğunu vurgulamak gerekir. Havadan söndürme mücadelesi, hava filosu ormanlar yanıp kül olana kadar kademeli olarak artırılarak sürdürülmüş, ama bir netice de vermemiştir. Türkiye kamuoyu, yangınların başladığı ilk günlerden itibaren, yerden müdahalelerin aşikâr başarısızlığı nedeniyle yoğun şekilde haklı olarak havadan söndürme çalışmalarına odaklanmıştır. THK’nın kendi imkanları devre dışı bırakılmış, filosu ıskartaya terk edilmiştir. Bu noktada da bir yandan yangın söndürme çalışmalarında başarılı bir sicile sahip olan Türk Hava Kurumunun kendi filosunun kullanılamaz hale geldiği, diğer yandan yandaş eliyle de olsa kiralama yoluyla yeterli bir hava filosu tertip edilemediği gerçeğiyle karşılaşılmıştır. En son 2018 yılında kullanılan THK uçakları, 2019’da açılan kasıtlı bir ihaleyle 100 litrelik kapasite eksikliği bahanesiyle devre dışı bırakılmıştır. Bunun akabinde, THK’nın 9 uçaklık söndürme filosu ıskartaya ayrılmış, filo pilotları işten çıkarılmıştır. İtalya’da 19, Yunanistan’da 18, Fransa’da 29 ve İspanya’da 17 uçaklık devlete ait yangın söndürme filoları olduğu basına yansırken, yangınların ilk günlerinde sorumlu ve yetkili Bakan Türk devletinin envanterinde yangın söndürme uçak ve helikopteri bulunmadığını söylemiştir.”

YANGIN KOKUSUNA RANT KOKULARI DA KARIŞMIŞTIR

“Başından itibaren, yangın kokusuna rant kokuları da karışmıştır. Pandemiyle mücadelede Çin’den aşı temini hususunda yaşananların bir benzerini, maalesef yangın felaketiyle mücadelede de yaşamış bulunuyoruz. Yangınların yayıldığı zaman itibarıyla yeterli bir filo temin edilebildiği söylenebilir. Lakin iş işten geçtikten sonra tertip edilen bu yabancı hava aracı filosu, söndürme çalışmalarında etkisiz kalmıştır. Kısmi sınırlamalar dışında, hava filosu kullanılarak herhangi bir yangın söndürülebilmiş değildir. Yangınlar, doğal sınırlarına varınca, orman alanlarını tüketmiş olarak adeta kendiliklerinden bitmiştir. Öte yandan, nihayet tertip edilip de kullanılan filodaki amfibik uçakların çoğunun yangın bölgesinin topoğrafyasına uygun olmayışı, yüksek irtifadan su bırakmak zorunda olmaları, yani attıkları suyun daha yere inmeden buharlaşması ve benzeri aykırılıklar da havadan söndürmenin başarısızlığının bir başka nedenidir.”

PolitikYol

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com